Dertleşme Vol 4 – Doktor! Derdime Bir Çare…

Kanımın deli aktığı zamanlarda, şuram çok ağrıyor, buram çok ağrıyor diyen insanların neden bu kadar yakındıklarını hiç anlamazdım. Bir insanın kafası, boynu, kolu, bacağı ne kadar ağrıyabilirdi ki! Oysa yaşım ilerledikçe bunun hiç de böyle olmadığını görüyorum ve o zamanlar aklımdan bu kadar bencilce düşünceler geçirdiğim için kızıyorum şimdi kendime.

O ağrılar sızılar sebepsiz değil elbet, yaşadığımız yüzyılda hayat standartlarımızın, yaşam şekillerimizin değişmesi, yeyip içtiğimiz şeylerin sağlıklı olmayışı gibi pek çok neden usul usul bitiriyor bizi. Hepimiz garip bir döngü içinde hayat mücadelesi veriyoruz.

Hep bir söz vardır dilimizde; “Allah sağlık, sıhhat versin!” diye. Öyle alışılmış bir cümle ki bu, belki söyleyen kişi nasıl bir temennide bulunduğunu dahi umursamadan gelişi güzel söyleyiveriyor hasta biri ile karşılaşınca bu ve benzeri cümleleri…

 

Hissiz ve empatiden uzak

Geçtiğimiz günlerde bir rahatsızlık yüzünden gece 3.00’da acile gittik ve yarım saat sıra bekledik, sıra bana gelince doktora şikayetlerimi ifade ederken doktorun telefonu çaldı, açtı, karşısındakine ” Yaa ben dediklerine hiç bakamadım, burası hiç boş kalmıyor ki!” dedi. Ben şikayetlerimi sıralarken çalan telefonu direkt olarak açması incitici bir davranıştı. Kafasını telefona vermiş olacak ki sanırım beni ve şikayetlerimi hiç anlamadı! Beni muayene etmeden reçeteme antibiyotikleri yazdı, koluma da ağrım var demediğim halde parol serumu taktırdı! Serumun parol olduğunu sordum da öğrendim, yoksa damarlarına ne enjekte ediyorlar bilemeyeceksin…

Başka bir doktora gittim, vallahi ağzımdan bir kere bile “başım ağrıyor” cümlesi çıkmadı ama doktor reçeteme şikayet olarak “baş ağrısı” yazmış ve evdeki parol stoğuna bir tane daha eklemiş! Şaka gibi 🙂

Bu süreçte hem İstanbul’da hem de Eskişehir’de acile gittim. Eskişehir Devlet Hastanesi’nde gerçekten benimle ilgilendiler. Bir vatandaş olarak oradan memnun kaldığımı buradan ifade edeyim, emekleri geçenlere de teşekkür ederim. 

Bence bazı doktorlar hasta psikolojisinden hiç anlamıyor ya da anlamak istemiyor. Sağlık, eğitim gibi insana hizmet eden alanlarda paradan önce insanı düşünmek gerektiğine inandım her zaman, bir eğitimci olarak. Güler yüzün, tatlı dilin insanı iyileştirdiğini kim bilmez Allah aşkına! Hele ki karşınızdaki bir hastaysa, düşkünse, muhtaçsa…

Tanıdığım pamuk sesli, yumuşak kalpli doktorlar var, hastaları ile anası, babası, eşi, kardeşi gibi ilgilenen. Biliyorum ki onların sayısı hiç az değil… Ama tam tersi, hastasını müşteri olarak gören, odasına girer girmez göz teması bile kurmadan elindeki fişi isteyen, hastasına tiksindirici bir mahlukmuş gibi yaklaşanlarda az değil…

Son 1.5 yıldır hayatımda gitmediğim kadar hastaneye gittim. Bu süreçte gözlemlediğim en çarpıcı olay, doktorların hastası içeride iken ya telefonla konuşması ya da mesajlaşması. Doktor! buna bir çare…

İstanbul’da özel bir hastanenin çağrı merkezini aradığınızda ” Şu anda bekleyen müşterilerimiz arasında x. sıradasınız” gibi bir cümle işitiyorsunuz. Bankayı aramışsınız gibi, hastaya müşteri gözüyle bakılıyor. Bu durumu hastane yönetimine ilettiğinizde “O cümleyi ayarlarken bizde oraya en uygun kelimenin o olduğuna karar verdik” şeklinde bir açıklama yaptılar. Dedim ki: “hadi ben ayakta hastayım, ya kronik hastalığı olan, şifayı sizin aracılığınızla arayan bir kişi alınmaz, kırılmaz mı? Kendinizi o hastaların yerine hiç koydunuz mu bu cümleyi burası için en uygun kelime olarak seçerken?” Bunun üzerine konuyla ilgileneceklerini, oradaki kelimeyi değiştireceklerini söyleseler de aradan geçen 5 ay sonunda hiç bir şeyin değişmediğini, kulaklarımla işiterek öğrendim!
İnsanlığın bile tehlike altında olduğu bu inanılmaz hayat mücadelesinde kardeşçe yaşamak, halden anlamak, yanımızdaki insanın kıymetini yanımızdayken bilmek ve yaptığımız iyilikleri aslında kendimize yaptığımızı bilmek çok da zor olmasa gerek!

Sihirli bir yağmur yağsa, ıslansak altında ve buharlaşıp gitse içimizdeki kötülükler…

 

 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz