Dertleşme Vol 3 – Televizyon ve Biz

Bir bardak su içmek istediğimizde yapmamız gerekenler aşağı yukarı bellidir. Elimize bir bardak alır içerisine yeterince suyu doldurur ve içeriz. Suyu bardağa dolduran biz olmasak bile, en azından bardağı tutup ağzımıza götürmek zorundayız. Kısacası bir bardak suyu içebilmemiz için bile belli başlı şartları bir araya getirmemiz gerekiyor.
Havasını soluduğumuz, nimetlerinden faydalandığımız kısacası yaşadığımız şu dünyanın da aslında nasıl yaşanması gerektiği adına belli başlı şartları var. Son dönemlerde, özellikle sosyal platformlarda herkes daha güzel bir dünya istediğini söyleyip duruyor…

Peki ama dünya nasıl güzel olacak?

Dünyamızda gördüğümüz veya görmediğimiz tüm kötülüklerin altında aslında “insan” faktörü vardır. Yani biz. İsterseniz şöyle bir bakalım çevremize. Bitkilere, hayvanlara, böceklere, denize, balıklara, soluduğu havaya adeta savaş açmış insanoğlu. Hatta kendine bile…

Vahşi arslanlar bile neslimize ve dünyamıza bizler kadar zarar vermiyor. Fok veya gergedanla beslenmediği halde bunları neden katleder insanoğlu? İnsanla da beslenmiyoruz halbuki…

“İnsanlarda” bulunan kötülük hissinin nerelerden geldiği tam olarak bilinmese de dünyamızı nasıl daha güzel hale getirebileceğimiz açıkça bellidir: Güzel bireyler yetiştirmek.

Peki çocuklarımızı kim yetiştiriyor? Yoksa televizyon mu?

İyilik, merhamet, saygı kavramlarını nereden öğreniyor çocuklarımız? Biz ebeveynlerinden mi?
Yani, aslında öyle olması gerek!
İnsanlar ancak farklı görüş ve düşünceleri okuyarak, irdeleyerek, gerektiğinde karşı çıkarak, anlamlandırarak ve katkı sağlayarak doğruyu bulabilir.
Okumak, tüm alışkanlıkların en erdemlisi. Okuyan insan, hayatı anlar. Ancak günümüzde pek çoğumuzun maalesef zamanının büyük bir çoğunluğu kitap, dergi, gazete okumak yerine televizyon başında geçiyor.
Anne, çocuğunu televizyon karşısına bırakıyor, mutfağa gidip yemek yapıyor ya da yavruları okuldayken açıyor televizyonu evlendirme programı izliyor. Her gün çocuğun yaşı uygun mu değil mi hiç sorgulanmadan ailecek izlenen diziler var!

Aşağıdaki video 1995 yılında, Disney’in Dumbo isimli çizgi filmini izleyen çocuklar üzerinde yapılan bir deneyin görüntülerini içeriyor.  Halleri ne kadar da üzücü değil mi?

Sizde takip edin, etrafınızda ekrana kilitlenmiş bir çocuğun duruşunu, emin olun videodakilerden farklı değiller. Adeta hipnoz oluyorlar ya da oluyoruz demeliyim…

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 12 bin aile üzerinde yaptığı ”Türkiye’de Aile Yapısı Araştırması’nda ilginç sonuçlar elde edildi. Araştırma sonuçlarına göre ailelerin beraber yaptığı faaliyetlerin başında %59,4 ile televizyon izlemek geliyor. Bu demek oluyor ki ailemizle 10 saat birlikte vakit geçiriyorsak bunun ortalama 6 saati TV karşısında geçiyor. Yani çocuklarımızdan daha fazla televizyonla ilgileniyoruz. Tabi televizyon da çocuklarımızla…

Hayattaki her şey gibi televizyon da dozunda ve kontrollü bir şekilde olduğunda belli başlı faydaları olacağı muhakkak ancak kontrolü elden kaçırdığımızda çocuklarınızı televizyon programlarının vicdanına teslim ediyoruz. Böylelikle çocuk bir çok şeyi o renkli, göz alıcı programlardan öğreniyor ve çeşitli karakterleri kendine model ediniyor.

televizyon ve çocuklar üzerinde etkisi

Televizyonun çocuklar üzerindeki etkileri

Gereğinden fazla televizyon seyreden çocuklarda;

  • Hiperaktivite,
  • Aşırı tüketim arzusu,
  • Şiddet eğilimleri,
  • Kültürel bozukluklar,
  • Cinsel bozukluklar,
  • Dil bozuklukları

görülebiliyor.

Özellikle bebeklik/çocukluk dönemlerinde zihinsel gelişimi olumsuz etkilerken, davranışsal bozukluklara da neden olan televizyon, ergenlik döneminde ise gençlere pek çok konuda kötü örnek oluyor.
Bebek ve çocuklarda yalnızlık, sosyal ortamlara katılamama, agresiflik, doyumsuzluk, konuşma geriliği gibi durumlara neden olurken, gençlerde olayın boyutu dahada korkunçlaşabiliyor. Madde kullanımı ve intihar gibi
Aslında bu konuyu televizyonla sınırlamak mevzumuza haksızlık olur.

Çağın Yeni Tehditleri: Tablet ve Akıllı Telefonlar!

Tablet ve cep telefonlarının en önemli özelliklerinden birisi işletim sistemlerinin çok basit ve kullanıcı dostu olmasıdır. Bu sebepten dolayı hepimiz bizlerden daha iyi cep telefonu veya tablet kullanan birkaç tane çocuk görmüşüzdür.
Evet çocuklar bu cihazları gerçekten çok iyi kullanıyorlar ve istedikleri hemen her şeye tek tıkla kolayca ulaşıyorlar.
Tek tıkla ve kolayca.
Buna bağlı olarak hayatta da her istediklerine tıpkı tabletlerde olduğu gibi tek tıkla ve kolayca ulaşmak isterler. Çocuklar okul öncesi dönemde sanal dünya ile gerçek hayatı birbirinden ayırt edemezler ve gerçek hayatta istenilen şeyin kolay elde edilememesi çocukta çeşitli durumların meydana gelmesine neden olur. Örneğin; hayal kırıklığı, tahammülsüzlük, kanaatsizlik bunlardan bazılarıdır…
Hayat zorluklarla dolu ve bu konuyu çocuklarımıza nasıl izah edebileceğimiz konusunda kesin bir uygulama olmasa da en iyisi çokça kitap okumak. Çocuklar çoğunlukla ebeveynlerinden gördüklerini taklit ederler. Sizi kitap okurken gören yavrunuz da birincisinde olmasa, ikincisinde, ikincisinde de olmasa üçüncüsünde kitabı almak, resimlerine bakmak ve okumak isteyecektir. Bu şekilde ona da bu güzel davranışı aşılayabilirsiniz.
İzledikleri çizgi filmler, diziler, reklamlar gibi şiddet, cinsellik, doyumsuzluk içeren programlar nedeniyle her geçen gün daha da vahimleşen tabloyu düzeltmek bizim elimizde…
Haydi, tutalım yavrularımızın ellerinden…

 

Abone Olun

Makalelerimizi beğendiniz mi? Yeni makalelerimiz posta kutunuza gelsin. İlk siz haberdar olun.

Bir Cevap Yazın

Yenianneyim'e Ücretsiz
Abone Olun

Makalemizi beğendiniz mi? Yeni yayınlanan makalelerimiz posta kutunuza gelsin. İlk siz haberdar olun.