Renkleriniz Solmasın

Geçtiğimiz günlerde parmak kasları ve hassasiyet gelişim için basit etkinlikler yaparken oğlumun çoğunlukla sol elini kullandığını fark etmemle birlikte anlık bir endişe sardı beni: Ya solak olursa?

Farklılıklarımızın zenginliğimiz olduğunu düşünen biri olarak; oğlumun da benim gibi sağ elini kullanmasını istediğimi düşünmemle bunun makul bir istek olmadığı kanaatine varmam bir oldu. Belki de Picasso, Leonardo Da Vinci, Michalangelo gibi büyük sanatçılara ebeveynleri sağ ellerini kullanmaları konusunda baskı (yönlendirme) yapsalardı belki de onları hiç tanıyamayacaktık.

Stive Jobs Örneği

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden olan Apple’ın efsanevi kurucusu Stive Jobs verdiği paranın üniversiteden aldığı eğitime değmeyecek olduğu kanaatine vardıktan sonra okulu bırakıp çok ilgi duyduğu kaligrafi dersleri almaya başlamış (böyle bir kararı bizim çocuklarımız verse nasıl karşılarız bir düşünelim). Kaligrafi dersinde pek çok yazı tipi görmüş ve kendini bu yönde geliştirmiş. Kendisinin ifadesiyle; harika bir tipografiyi harika yapan şeyin ne olduğunu öğrenmiş ve böylelikle kendisinde bir sanat altyapısı oluşturmuş.

stive jobs

Stive Jobs

Üniversiteden ayrılmasaydı Iphone diye bir marka olur muydu bilinmez ancak bildiğimiz tek şey var ki yapmaktan zevk aldığı işleri bir sanatçı inceliğiyle yapmış Stive Jobs.

Dünya’da Neredeyiz

Peki geleceğimiz olan çocuklarımız hangi işleri keyifle yapıyorlar? Yeteneklerini ortaya çıkarmak için ne yapıyoruz? Bugün çocuklarımız 6 yaşından başlayarak 35-45 kişilik sınıflarda sürekli değişen bir sistem ve katı bir müfredata ayak uydurmak zorunda kalıyor. Bu durumun sonuçlarını hemen okuyalım: 2015 yılında 72 ülke arasında yapılan uluslararası değerlendirme testinde (PISA) bizim çocuklarımız fen bilimlerinde 52. sırada, matematikte 49. sırada, kendi dilinde okuduğunu anlamada ise 50. sırada yer alıyor. Bu sonuçlar çocukların değil, bizim sonuçlarımız.

Örnek Bir Eğitim Sitemi

Peki bu işin sırrı ne? Başarılı ülkeler nasıl başarılı oluyor? Dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden birine sahip olan Finlandiya’nın eğitim sistemini anlatan kısa bir video izleyelim (daha önce izlediyseniz bile tekrar izlemenizi tavsiye ederim):

Belgeselde beni en etkileyen kısım Walter White’a benzeyen bir matematik öğretmeninden dökülen sözler oldu: “Onlara mutlu insanlar olmalarını öğretmeye çalışıyoruz. Başkalarına saygı duymalarını, kendilerine saygı duymalarını…”  Diğer yanda ise çarpım tablosunu tam ezberleyemediği için 40 arkadaşı içerisinde aşağılanan, küçük düşürülen yavrularımızı düşündükçe temel sorunumuzu anlayabiliyoruz.

Şahsi kanaatim en büyük sorunlardan bir tanesi de müfredat. Her insan birbirinden farklı bir dünya aslında. Başka başka duygular, zevkler, yetenekler… Hal böyleyken öğrencilerin tamamına aynı müfredatı uygulayıp bütün çocukları aynı kalıba sokmaya çalışmak elbette yeteneklerini peşin peşin köreltecektir. Her çocuğun yeteneklerini ayrı ayrı tespit edip o yönde eğitim vermek günümüz şartlarında mümkün değil ancak böyle sistem mümkün olsa her çocuk gelecekte yaptığı işin sanatçısı olur, bundan hiç şüphem yok.

Peki Ne Yapmalıyız?

Bu noktada en büyük vazife yine bizlerin omuzlarında.

  1. Öncelikle çocuklarımızı cep telefonu, tablet, TV gibi bağımlılıklardan kurtarmalıyız.
  2. Kitap okuma alışkanlığı kazandırmalıyız.
  3. Doğa ile tanıştırmalıyız. (Kır çiçeklerini koklayıp yıldızları seyredebilsinler.)
  4. Sevmeyi, saygı duymayı, merhameti ve hoşgörülü olmayı öğretmeliyiz.
  5. Ufak tefek sorumluluklar verip onlara güvenmeliyiz.
  6. Onları dinlemeli ve fikirlerine önem vermeliyiz.

Son olarak İspanyol yapımı 8 dakikalık bir kısa animasyonla baş başa bırakmak istiyorum sizi. Unutmayın, her çocuk ayrı bir yetenek, farklı bir renk. Renkleriniz solmasın.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz