Reggio Emilia Yaklaşımı Nedir?

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama, bugün youtube’da milyonlarca kez izlenmesi olan, televizyon kanallarında günde 2 kez yayınlanan çizgi filmlerdeki baş kahramanların evleri çoğunlukla tek katlı ve bahçeli. Mesela Pepee, Caillou, Niloya, Canım Kardeşim bunlardan bir kaçı. Hele Heidi’yi hiç söylemiyorum bile 🙂 Reggio Emilia.

Bu çizgi film kahramanlarının günleri çoğunlukla dışarıda, bahçede, doğayla ve diğer canlılarla iç içe geçiyor. Her birinin ya arkadaşları, ya da en az bir tane kardeşi var… Koca insan olduğum halde bazen benim bile içim gidiyor, “Ah be”, diyorum, “Şu Niloya’nın köyünde yaşamak vardı.”

Sonra, tam şuraya hayaller ve hayatlar capsı koyup, size gerçek hayattan bir örnek takdim ediyorum. Olay, Facebook’ta geçiyor: ” Merhaba sevgili anneler, 26 aylık bir kızım var. Bana çok bağımlı, nereye gitsem peşimden ayrılmıyor. Evi temizlemeyi bırakın, gırgırlarken bile ağlıyor. Evde etkinlikler yapmaya çalışıyorum, hemen sıkılıyor. Çizgi film izlerken bile yanında olmamı istiyor. Malum havalarda soğuk, evde tıkıldık kaldık. Etrafımızda da ne bir akraba, ne de bir komşu çocuğu var! Bana bir akıl verin. Sabrım kalmıyor, tükendiğimi hissediyorum. Bizim gibi olan var mı aranızda, neler yapıyor, gün içinde nasıl vakit geçiriyorsunuz?”

Altında onlarca ifade ve beğeni olan bu yorum, aslında çaresiz kalan bir annenin sessiz feryadı niteliğinde. Ayrıca yalnız da değil, altındaki yorumlardan ve başka zamanlarda buna benzer iletilere şahit olduğum için bu kadar net konuşuyorum. Cevaben gelen yorumların çoğu, bu yavrucağın evin içinde kalmasından ve arkadaşsızlıktan kaynaklandığı yönündeydi…

Bu yüzyılın bebek ve çocukları pek çok açıdan şanslı gibi görünseler de çocukluklarını doyasıya yaşayamadıkları için çok da şanslı sayılmazlar esasında.

0-5 yaş dönemlerini çoğunlukla dört duvar arasında, televizyon, telefon ve tablet ile, 6+ yaş dönemlerinde ise dayatılmış, ezberci ve sıkıcı bir müfredata tabi olarak büyüyen bir neslin yetişkinlik hallerini bir hayal edin! Oysa çocuklarımızın çoğunlukla o çizgi filmlerde gördükleri dışarıdaki cıvıl cıvıl hayata, doğaya, taşa, toprağa, suya, kediyle aralarında geçen tatlı diyaloglara, uzaktan havlayan köpeğin dostluğuna, sabahları öten horozun nasıl bir şey olduğunu anlamaya ihtiyaçları var! Ruhlarındaki bitmek tükenmek bilmeyen o çocuksu, ama sınırsız enerji ve sınırsız hayal gücü uygun ortamlarda ne kadar üretken ve eğlenceli oluyor, bir bilseniz.

Reggio Emilia Yaklaşımı…

İşte sözün tamda bu noktasında, bu aralar kendime sürekli tekrarladığım: “Başka bir dünya mümkün!” mottosuyla birlikte, okul öncesi eğitimde Reggio Emilia Yaklaşımını anlatmak istiyorum. Reggio Emilia özetle; yukarıda dert yandığım tüm sorunların üzerine giden bir eğitim metodu.

Gerçek anlamda Reggio Emilia ise; doğumundan itibaren sosyal, zeki ve meraklı olan çocuğun, tıpkı kendi gibi olan diğer çocuklarla birlikte ve aynı zamanda öğretmen, aile, çevre ve toplumla ilişki içinde, kendi fikirlerini ve hayal gücünü olduğu gibi, herhangi bir engele takılmadan ifade edebildiği ortamlar sunan, öz güvenli, benzersiz değerler üretebilen, entelektüel bireylerin yetişmesini hedefleyen bir eğitim metodudur.

Reggio Emilia yaklaşımı adını, İtalya’nın kuzeyinde yer alan ve milattan önce II. yüzyılda Romalılar tarafından kurulmuş olan Reggio Emilia şehrinden almaktadır. 1945 yılının bahar aylarında, henüz ikinci dünya savaşı yeni bitmişken Villa Cella adındaki köyde yaşayan kadınların:” Bizim çocuklarımız en az zengin kimselerin çocukları kadar zekidir.” düşünceleriyle ve Loris Malaguzzi önderliğinde temelleri atılan Reggio Emilia yaklaşımı bugün dünya çapında kabul görmüştür.

Reggio Emilia yaklaşımında, öğretmen ve müfredat merkezli klasik eğitim sistemlerinin aksine, merkezde çocuğun kendisi vardır. Reggio Emilia‘da çocuk bir kişiliktir ve lider konumundadır. Doğuştan yetenekli, kendini yönetebilir, üretebilir, meraklı, değerli ve güçlü olduğunu bilen ve hisseden çocuk, çevresiyle iş birliği halinde, “üçüncü öğretmen çevredir” inancıyla doğada ya da onun için uygun şekilde düzenlenmiş sınıf ortamında doğal akışlı ve proje bazlı eğitim alır. Projeler çocuğun ilgi ve merakıyla başlayıp, yine aynı şekilde yön değiştirebilir bir şekilde uzun ya da kısa vadeli olabilir.

Reggio Emilia‘da çocuk eğitimi boyunca öğretmeni, ailesi ve çevresi ile işbirliği ve iletişim halindedir. Öğretmen, sürekli öğrenen ve araştıran pozisyonundadır. Adeta bir pusula görevi gören Reggio Emilia öğretmeni hiç bilmediği bir konu ile karşılaştığında çocuğu geçiştirmek yerine:”Bunu bende bilmiyorum, araştırıp sana yardımcı olacağım.” diyerek çocuğu dinler, dikkate alır ve yaptığı araştırmalar ile ona istediği cevabı vererek çocuğun öğrenmesine katkı sağlar. Çocuğun doğuştan dünya ile iletişim kurma becerisine sahip olduğunu benimseyen Reggio Emilia Felsefesinde öğretmen; çocuklardaki bu yeteneğin ortaya çıkması ve gelişmesi ile öğrenme süreçlerini desteklemeyi kendine görev bilir.

Dokümantasyonunda oldukça önemli olduğu bu yaklaşımda veliler gün gün okulda neler yapıldığına dair bilgilendirilerek, okul, öğretmen ve çocuğun kendisiyle bitmeyen bir iletişim halindedir.

Reggio Emilia Okulları ve Sınıfları Nasıldır?

Sosyal çevre ve bireyler arası etkileşime son derece önem verilen Reggio Emilia okullarına veli olarak gittiğinizde sizi, çocuğunuzu teslim edip-teslim aldığınız zamanlarda soluklanabileceğiniz, yetişkin için uygun boy ve ebatta oturakların olduğu alanlar karşılar. Bunun yanında mutfak, kiler, yemek odası, uyku odası, tuvaletler ve bahçe bulunmaktadır. Okullar genel anlamda ne çok sıcak ne de çok soğuktur, insan vücuduna elverişli bir şekilde ılık ve aydınlıktır. Sınıflarda çoğunlukla ahşap dolaplar ve materyallerin içine konduğu şeffaf kutular bulunmaktadır.

reggio emilia

Bir Reggio Emilia Sınıfı

Sınıflarda çocukların ürettikleri ve yaptıkları projeler sergilenir. Duvarlara çizdikleri resimler asılır. Masalarda, duvarlarda çoğunlukla doğal materyaller bulunur. Plastik ürünlerden ziyade doğal ve geri dönüşümlü malzemelerin kullanıldığı sınıflarda, duvara yansıtma temeline dayalı tepegöz sistemi mevcuttur. Tıpkı Altın Çağ Anaokulu sınıflarındaki gibi…

Reggio Emilia okullarında aynaların ayrı bir yeri vardır. Duvarlarda, kapı girişlerinde rastlayacağınız aynaların esas amacı çocuğu düşünmeye sevk etmektir.

Okulların tuvalet ve lavaboları çocukların boyuna uygun olacak şekilde yapılmış olup, uyku odalarında yine çocuklara göre yataklar bulunmaktadır. Bahçelerde ise çeşitli geliştirici oyuncaklar, piknik masaları ve çocukların toprakla temas halinde oldukları alanlar vardır.

Sınıflar hiç bir zaman tek bir öğretmene ait değildir. Her yaş grubu için sınıflarda iki öğretmen bulunur. Eğitim zamanında görev hiyerarşisi yoktur. Dolayısıyla okul içinde görevli tüm personeller sürece dahil olabilirler.

Altın Çağ Anaokulu ve Reggio Emilia

Samimi bir şekilde itiraf edebilirim ki; Altın Çağ Anaokulu‘nu tanımadan önce Reggio Emilia Yaklaşımını hiç duymamıştım. Yaklaşık 1 yıldır çaya ve çaydanlıklarla birlikte çoğu çocukta olduğu gibi suya inanılmaz merakı olan oğlumu kaydetmek için gittiğimiz Altın Çağ Anaokulundaki sınıfları gezince bir de ne görelim, bir köşede ahşap bir çaydanlık, öbür köşede su masası. Tavandan aşağı sarkmış, el yapımı saksılardaki çeşitli bitkiler, daha önce projelendirilmiş kütükler, aynalar, kozalaklar, anahtarlar, maden suyu şişeleri ile salça ve yoğurt kutularının inanılmaz bir şekilde müzik aletlerine dönüşümü ve daha fazlası…

reggio emilia

Reggio Emilia sınıflarında bu ve benzeri görüntülerle sıklıkla karşılaşırsınız.

Anne ve çocuğun güvenli ayrılması için hazırlanan Reggio Emilia oryantasyon programında öğretmeni; çocuğun hem kendisi, hem arkadaşları ve çevresi ile güvenli bir ilişki kurup, anneden bağımsızlaşmasını sağlamaya çalışırken onunla kek yapıyor, hamur yoğuruyor, köpük ve su ile doyasıya oynuyor ve çocuk ne talep ederse sevgiyle yerine getiriyor.

Reggio Emilia konusundaki araştırmalarım sonucu yukarıda sizinle paylaştığım her şey, Altın Çağ Anaokulu’nda mevcut. Daha önceki yazımda da dikkat çektiğim gibi, orada herkes güler yüzlü ve pozitif 🙂

İstanbul’da benzerine az rastlanan Altın Çağ Anaokulları çocukların bir yandan çocukluklarını yaşarken, diğer yandan da hayallerini hayata dönüştürme konusunda özgür olabildikleri ender yerlerden.

Reggio Emilia yaklaşımı, şu anda mevcut sistemden çok farklı; evlatlarının neşesinin tükenmemesini, hayallerinin susmamasını, renklerinin solmamasını isteyen tüm ebeveynleri Reggio Emilia‘yı daha derinlemesine araştırmaya ve en azından İstanbul’da olanlarınıza bu fırsatı sunan Altın Çağ Anaokullarını tanımaya davet ediyorum.

 

Reggio Emilia Makalesi İçin Yararlandığım Kaynaklar:

The Hundred Languages Of Children (Çocukların Yüz Dili)

Dergipark

Wikipedia

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir