Tuvalet Eğitimi Hikayemiz

Bir gün Instagram‘da “Sizce bir bebeğin en zor dönemi hangisi?” diye bir soru sordum ve şıkları da şu şekilde sıraladım. A. yenidoğan dönemi B. emzirme dönemi C. ek gıdaya geçiş dönemi D. tuvalet eğitimi dönemi. Benim şahsi cevabım ve diğer seçeneklere göre daha çok yorum yapılacağını düşündüğüm şık, d şıkkıydı. O güne dönüp, kendimi yokladığımda kabul ediyorum ki, bunun en temel nedeni tuvalet eğitimi dönemimizin yaklaşmış olmasıydı.

Bu durumu kendi kendime pek itiraf edemediğim bir anda gelen yorumu hala unutamadım:” Bence kendi zamanı içinde hepsi zordur. Bütün zorluklar birbirini sıralıyor.”

Gerçekten de yorumu yapan arkadaş haklıydı. Ben yeni doğan döneminde zorlanmıştım. Hele emzirme döneminde ilk üç ay boyunca emen, sonra 7. aya kadar gündüzleri hiç emmeyen bir bebeğim vardı. Anne sütü alsın diye diretmemden mütevellit süt sağma makinası ile yapışık gezdiğim dönemlerimde çok, çok zordu. Ek gıdaya geçtiğimizde ona buna burun kıvıran, sadece elma ve armut püresi yediği dönemlerde çektiğim yürek sancısını ben biliyorum: “Bu çocuk, doğru dürüst vitamin alamıyor, ne biçim anneyim ben!” dediğim günlerde pek kolay geçmemişti doğrusu.

Ama itiraf etmeliyim ki, ben taa emzirme döneminin başında da, ek gıdaya geçiş döneminde de “oo hoo oo, nasılsa daha çok var. İki-iki buçuk yaşında alıştırırım tuvalete” gibi cümleler eşliğinde tuvalet eğitimi sürecinin kaygılarını içten içe yaşıyordum.

Çünkü, öncelikle pis bir iş 🙂 Yani sizde biliyorsunuz ki bu işin küçüğü vaar, büyüğü var…

Sonra hem fiziksel hem de psikolojik boyutu var. Mesela geçenlerde yazdığım Enürezis Noktürna yazısı için yaptığım araştırmalardaki yerli-yabancı tüm kaynaklarda tuvalet eğitimi sürecinin bu hastalık için ciddi bir önemi olduğu ifade ediliyordu. Yatağın, halının, koltuğun, kıyafetlerin kirlenmesinin yanı sıra çocukta meydana gelebilecek ve ilerideki hayatını etkileyebilecek kaygılar, korkulardan hep çekindiğim için gözümde büyüdü bu iş birazda.

Farklı kaynaklarda farklı farklı verilen tuvalet eğitimi başlama yaşı yaklaştıkça (genel olarak 18-30 ay aralığı tavsiye ediliyor), kendimi hazır hissetmesem de oğlumu ara ara gözlemlemeye başladım ilk önce. Bu gözlemler geçen yıl Haziran ayı gibi başladı. O zamanlar 20-21 aylık kadardı. Ama tuvaleti ile ilgili en ufak bir ip ucu vermedi, sonra iki yaşını dolduracağı zamana yakın bir dönemde özellikle kakasını gözümün içine bakarak yapmaya başladı. Biraz zaman sonra perde arkasına saklandı. Bu arada hep sordum;”Oğlum çiş mi yapıyorsun?” ya da “Kaka mı geldi?” diye ama hep kafasını iki yana salladı, bazen de “hayır-yok” dedi.

O dönemlerde “Çişin var mı?” ya da “Kakan var mı?” sorularını, durumu fark ettiğim anlarda, çok sık olmadan sormamın tuvalet eğitimi boyunca işime yaradığını gözlemledim. Çünkü o sorularla neyi kastettiğimi öğrenmişti.

Derken takvimler Eylül-Ekim’i göstermeye başlayınca havalar hissedilir derecede soğudu. Kış mevsimi tuvalet eğitimi için uygun bir dönem değil. Çünkü, çocuk banyo-tuvaletin soğuk olmasından dolayı girmek istemiyor, lazımlık ya da klozete yine soğuk olduğu için oturmaktan çekiniyor. Bu dönemde alışsın diye zorlamak işleri yokuşa sürmek gibi bir şey olur diye düşünerek tuvalet eğimini havaların ısınmaya başladığı Nisan-Mayıs ayına erteledim ama bu arada kakasını ve çişini ayırt edemediği için bezini açtıkça “Aaa kaka yapmışsın!” diyerek kakasını gösterdim. Çişini yaptığında ise bezi açtığımda “Bu sefer kaka yok” ya da “Bu kez sadece çiş gelmiş” gibi cümleler kurarak vücudundan çıkan iki maddeyi ayırt etmesini amaçladım.

Ha bu dönemde bir de Bilgi Yayınevi’nden çıkan “Teo’nun Kaka Kitabı” nı aldık. Kitap ilk zamanlar oğlumun hiç dikkatini çekmedi hatta henüz bezli iken okumaya başladığımda çok defa kapattırdı kitabı ama tuvalet eğitimi boyunca hep okutturdu bize, hala daha okuyoruz ara sıra 🙂

Nisan ayında oğlum 32 aylık olmuş olacaktı, tavsiye edilen zaman dilimini aştığımız için zaman zaman kendimi suçlu hissetsem de, geçtiğimiz yaz döneminde hem kendimin hemde oğlumun hazır olmadığına kanaat getirmiş olmanın rahatlığı içinde Nisan ayında başlamaya kesin olarak karar vermiştim.

Gel zaman git zaman Mart ayının sonu geldi çattı. Aklıma tuvalet eğitimi geldikçe içimde bir titreme, kafa karışıklığı, iç sıkıntısı gibi envai çeşit duygular hissetsem de 😀 bir defa kendime söz vermiştim. Bu işi bitirmeliydim. Eğer tuvalet eğitimine o dönem başlamazsam ilk olarak oğlumun eğitimi açısından çok daha geç kalacağımı daha sonra da kendime olan güvenimi sarsacağımı düşünerek mental olarak hazırlanma sürecine soktum kendimi; mesela zaman yaklaştıkça bez almak için gittiğim markette pakete elimi uzatırken:”Bu muhtemelen son paket olacak” dedim ve havaların Nisan ayının başında da soğuk olması nedeniyle aynı düşüncelerle aldığım üçüncü paketten geriye 2 bez hatıra kaldı bize 🙂

Tuvalet Eğitimi Sürecimiz

Nisan ayının ortalarında bir sabah oğlumun geceden kalma bezini çıkardıktan sonra bir daha takmadım. Öğle uykusuna kadar bezsiz dolaştı. Öğle uykusunda bezi taktım, uyandığında altına yapmıştı. Uyanır uyanmaz tekrar çıkardım. Bu sefer de dışarı çıkacağımız zamana kadar yani akşam yaklaşırken 17.00 gibi tekrar taktım bezi. Dışarıda iken de yaptı.

Uzmanlar bezi tuvalet eğitimi sürecinde bezin hem gündüz hem gece tamamen çıkarılması ve bir daha hiç bağlanmaması gerektiğini ifade ediyorlar. Her ne kadar bu düşünce ile hareket etme niyetiyle başlasam da bu serüvende birden bire ve tamamen bezi çıkarmak akabinde alışana kadar evde kalmak bizim sosyal hayatımızı kısıtlayacağı için (en temelde okulumuz var, zaman zaman ev ziyaretleri yapmak durumunda kalıyoruz vb.) ben bez sayısını azaltarak (emzirme döneminde de benzer bir yol uygulamıştım) bu işi tamamladım.

Eve gelince çıkardım, gece uykusu için tekrar taktım.

Bu yöntemi 2-3 hafta kadar uyguladık. Bu arada çizgi film izlerken, oyun oynarken bıktırmadan ama düzenli aralıklarla “çişin var mı?” sorusunu sordum.

İlerleyen günler içinde çişini altına yaptıktan sonra “benim çiçim geldi” gibi cümleler söylemeye başladı. Tabi çişini yaptıktan sonra söylemesi insanın kafasında ani ateş patlamaları meydana getirse de en azından çiş kavramını öğrenmesi ve rahatsızlık hissetmesi açından bir başarıydı benim için 🙂

Tuvalet eğitimi

Tuvalet eğitimi sürecinde bir anne tam yemeğe oturmuşken…

Havanın sıcak olduğu günler altına yaptığında pijamasını/ şortunu hemen değiştirmedim. Bundan da rahatsız oluyor ve “istemiyorum istemiyorum” diye ağladığı zamanlarda mesanesinin olduğu, karnının hemen alt bölgesini hafifçe eliyle bastırarak “Bak burada çişlerini hissedince bana hemen haber ver!” ya da uzunca bir müddet çiş yapmadıysa yine aynı bölgeyi gösterip “Burada çiş var mı?” diye sorarak çişinin varlığını fark etmesini sağladığımı düşünüyorum.

Sonra giderek azalttığımız hem gündüz hem de gece bezimizi tamamen çıkardık.

Ona ördekli bir lazımlık, mavi renkli bir klozet aparatı almıştım. Tuvalete girdiğimizde:” Hangisini istersin?” diye soruyordum ve hangisini isterse ona oturuyordu. Sonra, onun için en önemlisi yaptığı çişi ya da kakayı lazımlığın bir ucundan tutmak suretiyle klozete benimle birlikte dökmesi ve sifona basmasıydı. Bazen aceleden ben bastığımda üzülüyordu o derece yani 🙂

Ona bir keresinde altına kakasını yaptı diye epey kızmıştım. “Neden söylemedin, nasıl temizleyeceğim şimdi ben bunları” diye söylendim durdum. O da beni izliyordu, “Bir daha yapmam anne” diyerek. Ama tekrar yaptı. Sonra anladım ki benim kızdığım zamanlarda tekrar tekrar altına yapıyordu.

Bunu fark etmiş olmak ona özellikle tuvalet eğitimi konusunda farklı sevgi ve ilgiyle yaklaşmam gerektiğini düşündürdü bana (kitaplarda zaten yazıyor ama pratikte deneyim gerekli :)) ve bunu denedim, samimiyetle ifade ediyorum ki gerçekten işe yaradı, bunu gördüm.

Kakasını ya da çişini söylemeye başladıkça ona teşekkür ettim hep. Başardığı için tebrik ettim. Ona kitap okudum. Bir kaç defa da ödüllendirdim. “İstersen kapıda bekleyebilirim istersen yanında kalabilirim!” dedim, o ne isterse ona göre hareket ettim. Çünkü güvende ve rahat hissetmek istediği gözlerine yansıyordu.

Çok sıkışıp da “Benim çiçim geldi” diye feryat figan ettiği zamanlarda “nani nani acil durum, acil durum” diye koştuk tuvalete, hala daha zaman zaman öyle yaptığımız oluyor.

Öyle böyle yaklaşık 2 aylık süreçte tuvalet eğitimi sürecimizi tamamladık çok şükür.

Baştaki sorduğum soruyu siz bana sorsanız şimdi; “Bir bebeğin en zor dönemi nedir?” diye, herhalde bu sefer anne sütü almak istemeyen bebeğin emzirme dönemi derim 🙂 Çünkü o dönem hakikaten zordu ve tuvalet eğitimi ise daha önce hiç deneyimlemediğim, meşakkatli gibi görünen yeni bir durumdu. Biliyorsunuz ki yeni ve hiç deneyimlenmemiş şeyler çoğunlukla insanı korkutur.

Tuvalet eğitimi zamanı gelen yavruların Sevgili anneleri! Hiç gözünüzde büyütmeyin bu süreci, gözünde büyüten ve bu süreci yönetmek mecburiyetinde olan bir anne olarak; gerçekten pozitif bir enerji ve sevgi ile çözülmeyecek bir problemin olmadığını hayatımda kim bilir kaçıncı kere tecrübe ettim, bilemezsiniz.

Sevgiyle kalın…

 

Görsel: http://independent-series.co.uk/2017/09/29/a-little-bit-about-toilet-training/

 

 

 

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir